3 bit bir gün toplanıp konuşmaya başlamışlar
Temel bir gün evinin karşısındaki boş eve yeni bir ailenin taşındığını görmüş. Akşamüstü merak edip kapılarını çalmış. Kapıyı orta yaşlı bir adam açmış. — Buyurun? Temel gülümseyerek: — Ben karşı komşunuz Temel. Hoş geldiniz. Bir ihtiyacınız olursa bana söyleyin. Adam teşekkür etmiş: — Çok sağ olun. Biz de yeni taşındık. Ben Ahmet, eşim Ayşe. Temel: — Memnun oldum. İnşallah iyi geçiniriz. Aradan birkaç gün geçmiş. Temel yeni komşularını daha yakından tanımaya başlamış. Ahmet Bey çok düzenli, titiz bir adammış. Her sabah erkenden kalkıyor, bahçeyi temizliyor, arabasını yıkıyor, akşamları da evinin önünde oturup kitap okuyormuş. Temel bir gün dayanamayıp sormuş: — Ahmet Bey, senin hiç boş günün yok mu? Ahmet: — Olmaz mı? Pazar günü dinleniyorum. Temel: — Pazar günü ne yapıyorsun? — Evde oturup kitap okuyorum. Temel başını sallamış: — Ula bu dinlenmek değil, başka türlü çalışmak! Ahmet gülmüş. Bir süre sonra iki aile arasında dostluk başlamış. Akşamları birlikte çay içiyorlar, bazen bahçede sohbet ediyorlarmış. Bir gün Ahmet, Temel’e: — Temel, senin çok iyi bir özelliğin var. Temel merakla: — Neymiş? — Hiçbir şeyi kafana takmıyorsun. Temel gururla: — Doğrudur. Ben hayatı fazla ciddiye almam. Ahmet: — Bunu nasıl başarıyorsun? Temel: — Çok basit. Benim bir kuralım var. Çözemeyeceğim şeyleri düşünmem. Ahmet: — Peki ya çözebileceğin şeyler? Temel: — Onları da başkası çözsün diye beklerim! Ahmet kahkahaya boğulmuş. Bir gün Ahmet’in arabası bozulmuş. Kaputu açmış, saatlerce uğraşmış ama sorunu bulamamış. Sonunda Temel’i çağırmış. — Temel, sen biraz anlıyorsun. Bir bakar mısın? Temel kaputu açmış, motora bakmış, birkaç yere dokunmuş ve: — Hımm… Ahmet: — Ne oldu? Temel: — Çok ciddi bir problem var. Ahmet endişelenmiş: — Neymiş? Temel: — Araba çalışmıyor. Ahmet şaşkınlıkla: — Onu ben de biliyorum! Temel: — O zaman benim teşhis doğru! İkisi de gülmeye başlamış. Ertesi hafta Ahmet, Temel’i akşam yemeğine çağırmış. Yemekten sonra Ahmet’in eşi Ayşe, Temel’e: — Temel Bey, sizin eşinizle nasıl bu kadar uzun yıllardır iyi geçindiğinizi merak ediyorum. Temel düşünmüş: — Bunun sırrı çok basit. Ayşe: — Nedir? Temel: — Evlenirken eşime bir söz verdim. — Ne sözü? — “Senin haklı olduğun yerde asla tartışmayacağım” dedim. Ayşe: — Peki haksız olduğu zaman? Temel hiç düşünmeden: — O zaman da tartışmıyorum. Ahmet kahkahayı basmış: — Ula Temel, sen gerçekten çok akıllı adamsın! Temel çayından bir yudum almış: — Akıllı değilim Ahmet. Sadece uzun yıllardır evliyim! Ayşe gülerek: — Demek evlilik sana çok şey öğretmiş. Temel başını sallamış: — Hem de çok. Mesela eskiden tartışmayı kazanmak isterdim. Şimdi ise tartışma başlamadan kaybetmeyi tercih ediyorum. Herkes kahkahaya boğulurken Temel ayağa kalkmış: — Neyse, ben artık eve gideyim. Ahmet: — Daha erken değil mi? Temel kapıya yönelip: — Değil. Fadime “geç kalma” dedi. Ahmet: — Saat kaç? Temel saate bakmış: — Daha erken. Ahmet: — O zaman neden gidiyorsun?